28 Ocak 2023 Cumartesi

GÜNLÜK 7

 Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır.”

Tirmizî, Zühd 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 12

Sosyal Medya'yı bırakmak için oldukça iyi bir sebep.

24 Ocak 2023 Salı

GÜNLÜK 6

 "Kimsenin okumadığı bir günlük bloğu mu ?" tarzında bir soru geldi tanıdığım birisinden. Sadece gülüyorum. Modern insanın kendini sürekli göstererek var edebileceklerini sanması beni derinden üzüyor ve rahatsız ediyor. Var olabilmek için sürekli bir gösterme çabası içinde olmak.. Yaşamaya fırsat olmadan birilerinin yaşantısında gözükmeye çalışmak, sahiden acınası bir hayat olur gerçekten. Oysa insan kendi şarkısını dinleyicisi olmasa da söyler; söylemeli de bence. Bu konuda hayatımda büyük yeri olan Merhum Engin Geçtan hoca ve Cem Mumcu hocanın çok iyi örnekler olduklarını düşünüyorum. Hayat, bir tiyatro oyunu oynar gibi, başka karaktere ve/veya başka yaşamlara bürünerek tüketilecek bir servet değil. Öyle zaman gelir ki oynadığımız tiyatronun tiyatro olduğunu unutup kendimizden kopup gitmiş oluruz. Bedeli çok ağır; bedeli kendimizi yitirmek.

21 Ocak 2023 Cumartesi

GÜNLÜK 5

Yazma süreci, bekleyerek yapılabileceğinden dolayı insanın bilinçdışı hallerini bana kalırsa çok da açığa vurmuyor. Mesela söz söylerken öyle değil. Yazarken kimsenin dili sürçmez. Oysa dil sürçmesi bilinçdışının işin içinde olduğunu söyler psikoloji bilimine göre. Söz bu açıdan bence daha kıymetli. İnsanın asıl hallerini böyle görebiliriz. Yanlış anlaşılmasın, yazmayı yermiyorum. Yazmak da bildiğimiz şeyleri başkasına aktarmanın en iyi yollarından biri diye düşünüyorum. Fiziksel olarak söz uçar; yazı kalır. Ama mesele insanı tanımak olunca bence sözün ve sözün özde yansıması, yani yüzdeki ifadesi ile birliği, manevi olarak ötekine ruhen dokunur, yazının dokunduğunun daha mislisi ile.


GECE 01:12

 Bu yaşlarda az da olsa halen sürse de, ilkokul-ortaokul zamanlarında bölme işlemini nasıl yaptığımı hatırlıyorum. O zamanlarda büyük bir sayıyı bölmek istediğimizde önce tahmini bir değer ile böleni çarpar, ardından bölünenden küçük mü yoksa büyük mü diye bakıp ona göre asıl sonuca varmaya çalışırdık. Yani önce kısmen isteyerek bir hata yapardık ve sonrasında bu hatanın bize gösterdiği yol ile doğru sonuca ulaşırdık. 

GPS bulunmadan önce denizciler bulundukları yeri bulabilmek için tahmin yaparlardı ve eğer bu tahmin doğruysa Güneş'in gökyüzünde ne kadar yüksekte olduğunu hesaplarlardı. Güneş'in mutlak yüksekliğini ölçer ve bu iki değeri kıyas edip doğruluk payını ölçerlerdi. Bu işlem esnasında hata üçgeni denilen küçük bir üçgen oluşurdu ve yeni konumu bu üçgenin ortasına yerleştirirlerdi. Yani nereden bakarsanız bakın, hata yine yol göstericiydi.

Bu örneklerin sayısını arttırabilirim ama demek istediğim sanırım açıktır: Hata, hayatımızdan hiç çıkmayan en kıymetli öğretmenimiz. Yalnızca sersemletici zaferler serisi görmektense, hataları görüp bunlar üzerine hakkaniyetli bir sorguya girmeyi tercih etmeli insan.

18 Ocak 2023 Çarşamba

GÜNLÜK 4

Sanal gerçekliğe 2. anlamın gelmesinin vakti geldi gibi. İş hayatına bir bakıyorum da, dolu gözüken boş CV'lerin, bilgi kırıntısı içeren online veya yüz yüze tek seanslık eğitimlerin sonucunda alınan sertifikaların havada uçuştuğu dönemdeyiz. Balon misali, içleri hava ile dolu. Tek bir iğne darbesi ile patlayacak vaziyetteler. İşte bu gibi durumlara sanal gerçeklik demek geliyor içimden. Gerçeğin öyle olduğu sanılıyor. Daha komik olan ise şu ki bunlar artık normal karşılandığı için, kendilerini durumun vahimliğinden dolayı uyaranları anormal görüp dinlemiyorlar. Profesyonellik adı altında her türlü çirkinliği de yapıyorlar.

15 Ocak 2023 Pazar

GÜNLÜK 3

İnsanların anlamamaya ısrarcı tavrı nasıl kırılabilir ?

Psikoterapi gerçekten gerekli mi ?

Gün içinde temaşa ederken kitap okumak hakkında biraz düşünüyordum. İsmet ÖZEL'den hep alıntıladığım bir söz vardır; Kitaplar, kitap okumanın rehberidir der. Yani kitaplar, kitaplara götürür. Kitap okumaya başladıktan bir müddet sonra gerçekten de okuduğum kitaplar beni hep başka kitaplara yönlendirdi. Ama son zamanlarda geriye dönüp bir baktığım zaman şunu da derinden farkettim: Okuduğum onca kitap beni, okuduğum kitaplara karşı tavır alan kitaplara, yani bir bakıma yeni jargon ile çapraz okumaya, yani o konuda farklı görüşlerin olduğu başka kitapları okumaya yönlendirmiş. Tıp okurken alternatif tıp da okudum, psikoloji okurken anti-psikoloji kitapları da okudum vakti geldiğinde. Umarım kitap okumanın hakkını en azından kitaplara veriyorumdur. Başkasına vermek konusunda öncelikle ilişki içinde olduğum insanların beni dinleme duygu durumuna girmesi gerek sanırım. Bu konuda üstüme düşenleri, yani güzel üslup ve doğru söz söyleme gerekliliğini elimden geldiğince yapmaya çabalıyorum. 

Blaise Pascal'ın "Beni çoktan bulmuş olmasaydınız, beni aramazdınız." diye harika sözü vardır. Bunu kitap okumaya da uyarlayabiliriz sanırım, iyisiyle kötüsüyle. Şöyle ki: Kitabı okurken açık olmam kadar(iyi tarafı) neye açık olduğum(iyi ve kötü tarafı) önemlidir. Bir kitaba tarihi bilgi konusunda kendimi açarken, bir taraftan kendi adıma alabileceğim yararlı bilgileri almayı ihmal edebilirim. Bu yüzden kitap okurken olabildiğince her konuya açık olmalıyım. Neye açık olduğum, kitabın bana ne vereceğini de belirlemiş oluyor çünkü; benim okumamdan çok, kitabın beni okuyor olduğu bir diğer deyiş şekliyle.

14 Ocak 2023 Cumartesi

GÜNLÜK 2

 Gün içinde acaba dedim kendi kendime, sözümüzü aniden unutmak tam o an olması gereken şey midir ? Ya da tam o an söylenmesi gerekirken söylenememiş, araya başka şeylerin girmesi onu kendi an'ından alıkoymuş olduğundan dolayı mıdır ?

2 Ocak 2023 Pazartesi

GÜNLÜK 1

 İletişim halinin yazılı seçeneği canımı oldukça sıkıyor. Bir ekmeğin fırından çıkması gibi, gönülden sıcacık çıkan sözleri zamanında okumamak yüreğime zor geliyor. Belli bir müddet sonra soğuyor, kaskatı kesiliyor. Neden buna dikkat edilmiyor ? Diyelim ki o an yüz yüze iletişimde olduğu biri var yazıştığımız kişinin. O zaman ona ayırsın tüm vaktini ve tüm dikkatini. Her iki yerde de olmaya çalışmanın bir getirisi yok ki. İnsan bir yerde oldun muydu tam olmalı. Yazışıyorsa yazdığı kişiye saygıyı bu tür hassas durumlarla korumalı. Yüz yüze konuştuğu biri varsa o zaman o an da kalmalı. 

Günün bir diğer konusu da insanların hatalarını biriktirip biriktirip sonrasında aynı hatayı yapan birisinin üzerine püskürtmesi sanırım. Kendileri de biliyorlar yaptıklarını ancak mazereti, günah keçisini bir kere buldular mı, eyvah! İnsanlar, hatalarının kabulünden gelen o yüce öz-şefkat erdemini bir hissedebilseler keşke.. 

İnsan insanın yurdu değil de kurdu olduğu günden beri, bu yoz sistemin boy verdiği günden beri sanırım bir yolu ortak yürüyebilecek dost bulamaz olduk. Dost sansak, aynı yolu yürüyecek olsak, yolun yarısında çelme takıp yolu ilk bitirmeye çalışmayacağının garantisi var mı ? Dilimizden gül çıkması için gayret sarf ederken yalnızca dikenleri görenlere ne demeli ?  

OTOMATİK VE VERİMLİ; EKSİK VE KEYİFSİZ(2)

 Birinci bölümde emek ile değer arasındaki bağı, bilişsel boşaltmanın beyni nasıl zayıflattığını ve süreçten çıkan insanın neyi kaybettiğini...