22 Nisan 2023 Cumartesi

GÜNLÜK 23

 Belki de aynı cümleleri, aynı aforizmaları farklı üsluplar ile söyleyerek farklı insanlarda aynı gerçeği farklı biçimlerde tamamlıyor ve anlamlandırıyoruzdur. Yani A kişisinin x gerçeğini söyleyiş tarzı B kişisinde kalbe inmiyorken, C kişisinde anlam kazanıp hayata geçirilebiliyor ve A kişisinden farklı bir kişinin aynı gerçeği B kişisinde anlam bulduracak üsluba sahip olduğunu ve bununla birlikte B'nin hayatına da temas ediyor olduğunu görebiliriz.

Belki de tek yaptığımız budur.

----------------------o-----------------------------------o------------------------------

Esasen terapi dediğimiz şeyin, hatta bazı ekollerinin(Örn:Bilişsel Davranışçı Terapi) modern psikoterapi ile eş anlama geldiğini düşünen insanlar var sanırım. O yüzden bildiğim kadarıyla bazı hususları yazmak istedim.

Helenistik felsefe döneminden bildiğimiz Stoa felsefesi, örnekte verdiğim davranışçı terapiye öncelik eden felsefelerden biri aslında. Seneca, Marcus, Epiktetos ve nice stoacı felsefenin öncülerinin kitaplarını okursanız, bir çok davranışçı yöntemler ile karşılaşırız. Örnek verecek olursak, insomnia(uykusuzluk) hastalığına çare olarak zihni sürekli nötr bir şeye odaklama yöntemini kullanmışlardır. Hatta Kant'ın da bu yöntemi kullandığını okumuştum(stoacılardan esinlendiğini de yazıyordu). İkinci bir örnek vermek gerekirse, elimizde olmayan şeylere karşı kabullenme ve elimizde olan şeylere karşı iyiyi tercih etme gibi yanlış hatırlamıyorsam Epiktetos'un aforizmasını verebilirim.

Özetle şunu sormak istiyorum: Eskiden var olan bu terapi şeklinin şimdilerde bir diplomaya sıkıştırılmış olması doğru mudur ? Seneca ve benzeri stoa felsefesi öncüleri bunları başkalarına öğretmiş ve insanlar bundan yararlanmışken, şuan niçin bir stoa felsefesi araştırmacısı psikoloji okumadan insanlara bu konuda(terapi verme konusunda) yardım edemesin ? "Profesyonellik" gibi bir cevabı, tüm insan ilişkilerini anne-babasına indirgeyen veya cinsel eğilimlere yönlendiren psikologların varlığından dolayı kabul edemem açıkçası. Bunlar söz konusu olduğunda, psikoloji eğitimi almış olan insanın da hatalı bir terapi seansı gerçekleştirebileceği, psikoloji diploması olmayan insanda da aynı şeylerin cereyan edebileceğini söylemek istiyorum. O zaman, insan ilişkilerine dair teorik ve pratik bilgilerimizi tüm insanlığın yararına açmakta fayda olacağını düşünüyorum.

16 Nisan 2023 Pazar

GÜNLÜK 22

 Dünyanın milyon olasılık ihtimalinden var olmasını kabullenmeyi bir nebze anlarım da, dünyanın içindekilerin bu şekilde, arasında hepsinin birbiri ile uyumlu bir halde olması ihtimali nasıl akla mantığa uydurulabilir anlam veremiyorum. Aklımda şöyle bir soru da oluşmadı değil: Bu kadar olasılıklar arasında oluşan şeylerin hiçbirine neden insanoğlu akıl erdirip başka bir olasılığın neden olmadığı sorusunu sor(a)maz ? Yani evrende var olan her şey birbiri ile o kadar mı uyumlu bir şekilde tesadüf gelmiş ki bu tesadüf içerisinde hiçbir şey olmaması gereken şekilde olmamış ve kimse de başka bir tesadüfün neden olmadığını sormuyor ?

----------------------o-----------------------------------o------------------------------

Bir hikaye anlatıp üzerine bir yorumlama yapmak istiyorum: Kar ve onunla birlikte gelen soğuğun hakim olduğu bir günde bir öğrenci, okula gitmek için yola koyulur. Okula vardığında kendisi derse geç kalmıştır. Hocası ona niçin geç kaldığını sorduğunda "Okul yolu tamamen buz ile kaplanmıştı, 3 adım atıyorsam 1 adım ileri 2 adım geri gidiyordum." diye cevap verir. Hocası da bu cevaba istinaden "Madem öyle, nasıl okula gelebildin?" diye sorduğunda çocuğun cevabı ise şöyle olur: "Sırtımı dönüp eve gittim."

Bu hikayeyi ilk okuduğumda çok gülmüştüm. Ancak hikaye yakın bir zamanda tekrardan aklıma geldiğinde beni düşünmeye sevk etti. Düşüncemden hafızada kalanları yazmak istedim.

Biz de hikayedeki çocukta olduğu gibi ama farklı bir konuda, kişisel olarak ilerlemek ve/veya gelişmek söz konusu olduğunda tam olarak bunu yapıyoruz sanki. Yani bunları isterken 1 adım ileri 2 adım geri gidiyoruz farkında olmaksızın. İhtiyacımız olanın ise geride, kalbe dönüş olduğunu unutmuş gibiyiz. Sırtımızı gelişim ve ilerlemeye dönsek ve adım atmaya başlasak, aslında doğru yolda ilerlemiş olacağız. Özetle, bazen geriye doğru ilerlemek gerek demek istiyorum. İlerlemeyelim, ilerledikçe kalpten, özümüzden uzaklaşıyoruz. İçimize dönelim, kalbe dönelim.

10 Nisan 2023 Pazartesi

GÜNLÜK 21

 Bilginin güç olduğunu söyleyen çevreler mevcut. Peki "Bilgi güçtür." diye salt bir okuma yaptığımızda gerçekten de böyle midir ? Bilgi demek dolaylı olarak farkındalık kazanmak değil midir ? Farkındalık ise insana bir şekilde yük(ümlülük) getirmez mi ? O zaman haddinden fazla bilgi esasen hiç de güç değil, tam tersine yüktür. Bizi ilgilendiren, insanlara edindiğimiz ile fayda sağlayabileceğimiz bilgiler ile donatılmalıyız. Bizi ilgilendirmeyen şeylere dair edindiğimiz bilgi güçten ziyade kanaatimce yüktür. Yani işin özü, ayarını bilmektir. Suyu bile fazla içmemiz bizi zehirler. Fazladan bilgi zihnimizi ve duygularımızı zehirler; hatta bazen köreltir. Haber kanallarında her gün izlediğimiz kötü haberler bizleri duygu körelmesine doğru iteler. Günlük hayatta duygusal bir tepki vermemiz gereken yerde kendimizi hiç de öyle görmeyiz. Merhamet duygumuzu köreltir, vicdanımızın sesini bayağı bir kısmış oluruz.

Tabii işin bir de güç edinme kısmı var. Mesele güç kazanmak ise bir de gücü ne için kullanacağımızı sorgulamamız lazım. Mesela, insanları manipüle etmek için kullanılan gücün ne hayrı olabilir ki ? 

----------------------o-----------------------------------o------------------------------

Yakın zamanda Nisa suresinin 78-79. ayetlerini okuyordum. Ayetler şu şekilde:

Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa “Bu Allah’tan” derler, başlarına bir kötülük gelince de “Bu senden” derler. “Hepsi Allah’tandır” de. Ne oldu bu topluluğa ki bir türlü söyleneni anlayamıyorlar!(78)

Sana ne iyilik gelse Allah'tan gelir, sana ne kötülük gelse senden kaynaklanır. Seni insanlara elçi gönderdik, şahit olarak Allah yeter.(79)

 ilk okuyuşumda biraz kafam karışmıştı açıkcası. Esasen hala tefsiri açısından emin değilim. Ancak ilk kafa karışıklılığından bir süre sonra İbrahim Kalın hocamın alıntıladığı o güzel söz aklıma geldi:

"Müslümanın başına kötü bir şey gelmez."

Yani, esasen bu alıntı ile tefsir etmek istediğimde, Her şeyin Allah'tan olduğunu, bizlerin hayır ve şer olanın bilgisinden beri olduğumuzu hatırladım. Bir şeyi kötü olarak mimlemek bizden kaynaklı bir şey olabilir. Bu şekilde tefsir edebilmemde başka meallerin farklı dipnotları da bana katkıda bulundu. Tabiiki farklı rivayetlere dayanarak farklı tefsirler de mevcut. Ancak burada kendime ve okuyanlara hatırlatmak istediğim mesele özetle buydu. Hz. Ömer'e isnat edilen bir rivayette şöyle buyuruyor:

"Hakkımda hangisinin daha hayırlı olduğunu bilemediğim için darlık ve bolluk günlerimin hiçbirine aldırış etmedim." 

 


 

6 Nisan 2023 Perşembe

GÜNLÜK 20

 



----------------------o-----------------------------------o------------------------------

Bazen bir yazı konusu aklıma geldiğinde, önceki yazılara benzeştiğini düşünüp bir duraksıyorum. Ancak kendime demek istiyorum ki bazen insanlar bir değeri yaşatmalı, kanlı canlı o değer olmalı. Aklıma hemen Savaş Barkçin Hocam geliyor. Her işi ahlak düzeyinde ele alışı çok hoşuma gidiyor. Hep aynısı mı söylüyor ? Kısmen evet. Tamam, diyebiliriz ki ahlak zaten her şeyin özü. Ama ben de derim: Ya sevgi ? Sevgi de her şeyin özü değil mi ? Ahlak kadar önemli bir şey. 

Kısaca demem o ki bir şeyleri sürekli tekrar etmek bilgisizlikten felan değil. Bazı değerler hayatın her alanına sirayet etmiştir. Sevgisiz bir hayatın nasıl bir şey olduğunu bir düşünün. Nasıl her yazımda sevgi konusuna dönmeyeyim ki ?

2 Nisan 2023 Pazar

GÜNLÜK 19

 "Bildiğiniz gibi değil" diye kitap çıkarıyorlar. Bize yeni bir "bildiğimiz gibi"(yani yeni bileceğimizi) satmış oluyorlar ve paradoksa hoş geldiniz.

----------------------o-----------------------------------o------------------------------

İnsanların isyankarlığı toplum tarafından onaylanıyor, ailesi tarafından destekleniyorsa ve bazı kuruluşlar tarafından da alkışlanıyorsa, neresi başkaldırı oluyor ? Bunu bilgi açısından da değerlendirebiliriz.  Eğer bize sunulan bilgilerin bunca zamandır yanlış olduğunu düşünüyorsak, hep sofistike(ymiş gibi) fikirlerin peşinden koşuyorsak ve böyle bir topluluk oluşuyorsa, bu da eleştirdiğimiz şeye dönüşmüyor mu ?

OTOMATİK VE VERİMLİ; EKSİK VE KEYİFSİZ(2)

 Birinci bölümde emek ile değer arasındaki bağı, bilişsel boşaltmanın beyni nasıl zayıflattığını ve süreçten çıkan insanın neyi kaybettiğini...