Bilincin çok katmanlı bir şey olduğu fikrindeyim. Demek
istediğim, sadece id-ego-superego gibi değil de daha çok bilinçli olma halinin
katmanlı olması. Çünkü çoğu şeyi farkında olmadan da öğrenebiliyoruz.
Bilinç kavramı eğer çevremizde olan şeyleri kavrama,
algılama yetisi ise, kavrayamadığımız durumları da kavrıyor gibiyiz aslında.
Misal: İş yerinde çalışırken öğrenmeye çalıştığım ama zihnimin almadığı şeyi
ertesi gün öğrenmiş olmam.
Aslında bu konuyu açmamın sebebi, demiş olduklarımdan biraz
farklı. İnsanın katmanlı bir bilince sahip olması gerektiğini düşünüyorum.
Nasıl derseniz; Bazen sorularımıza cevaplar ararken aklımıza ilk düşenlere göre
yorumlar öyle cevap üretiriz.
Ama olması gereken bu değil. Zihnimiz kolaya kaçtığı için bunlar bizi yanıltan cevaplar olabilir. Bazen yakınlarım ile tartışırken bunu yaşıyorum. Belki buna yanıt bile denmeyebilir. Geçen gün okuduğum bir kitapta şöyle bir şeyden bahsediyordu:
"Narsistler sıklıkla yanıt değil, tepki verir." Tepki, hızlı ve üzerine pek de düşünülmemiş olandır; yanıt ise yavaş ve tepkiden çok daha üzerine düşü(nü)lmüş bir şey. Böyle yapan herkesi narsist ilan ettiğim düşünülmesin. Kitabın konusu tamamen narsistler ile ilgili. Patolojik ve normal ayarında tepki ve yanıt verenlerden de bahsediyor. Özetle, tepki vermek yerine biraz sakin olup, olan bitene doğru cevabı aramak gerek. Akla gelen ilk cevap her zaman cevap olmayabilir. Katmanlı düşünmek lazım, başkalarının fikri bu zamanlarda önemli. Rabbim bize böyle dostlar nasip etsin, Amin.
Cem Mumcu'nun harika bir şekilde neden aramaya dair anlatısı ile de bitirelim yazımızı:
Sebep arama belki yoktur. Sebep arama eksiltir. Belki de gereksizce çoğaltır. Sebep arama ihtiyacımız yok. Akla düşeriz. Kalbimizin kanatlarını yakar sebepler. Aramakla kaybetmeyelim zaten bulduğumuzu. Sebep arama kesin vardır.