28 Kasım 2024 Perşembe

BİLİNÇSİZ FARKINDALIK


Sıklıkla ortalıkta dönen bir mindfullness, yani bilinçli farkındalık kavramı var. Kimisine göre bilinçli farkındalığın tek başına farkındalıktan pek farkı yok gibi görünüyor. Ancak üzerine onlarca şey konuşulup yazılan bir konu olmasını gözardı etmek imkansız. Peki, bilinçsiz farkındalık var mı ? Kafa karışıklığını engellemek için biraz bilinç biraz da farkındalıktan söz edip bilinçli ve bilinçsiz farkındalıktan mı konuşsak ?

Öncelikle iki ayrı kavram olarak göze batan bilinç-li farkındalığın ayrı ayrı kelime kökenlerine bakıldığında aradaki fark göze çarpar. Bilincin ingilizce karşılığı olan "conscious" latince con-(birlikte demektir) ve scio-(bilmek) anlamlarına gelen iki ekten türetilmiştir. Türkçeye kabaca uyarlandığında "bir başkası ile bilmek" gibi çevirebiliriz. Farkındalığın ingilizce karşılığı awareness ise wary kelimesinden türeme gibi görünüyor ki bu da uyanık anlamına gelir. Yani farkındalık dikkatimizde beliren şeylere tekamül ederken, bilinç daha çok bilmek ile alakalı bir kavram. O halde bilinçli farkındalık nedir ? Bu kavramın ingilizcesi ise mindfullness. Kökeni budizm'in "sati" kelimesinden geliyor. Sati'yi çevirilerde retention, yani tutulma olarak çevirmek mümkün. Bu kavrama aşağıda temas etmeye çalışıcam.

Çevremizde onlarca dikkat dağıtıcı nesne var. Kimi zaman bir konu üzerinde çalışmak istediğimizde yanımızdaki telefonun bildirim sesi, kimi zaman ise dışarıdaki reklam panoları ve ulaşım araçlarındaki ekranlar dikkatimizi dağıtıverir. Olan bitenin 'farkındayız'dır çoğu zaman. Telefonu elimize alıp ekranı yukarı kaydırarak bir çok kısa video izlerken de farkındalığımız yerindedir. Ancak bir an durup dikkatinizi yalnızca bu yazıya verin. Temel fark sanırım anlaşılmaya başlandı. Ben yorumlayarak açıklim: İlgimizi çeken her bir şeyin bizim bilincimizi yönlendirmesi aslında bilinçsiz bir farkındalığa yol açar. Tesadüf eden her şeyin farkında oluyoruz yalnızca. Ancak istemli, bir amaca yönelik olarak dikkatimizi bir yerde 'tuttuğumuzda' buna bilinçli farkındalık diyoruz. 

Bilinçli farkındalığa sahip insan sayısı kanaatimce oldukça az. Çünkü bir amaca 'tutulma' becerisi, sabır gerektirir. Ancak hayatlarının yoğun bir kısmını haz almakla geçiren insanlarda bunu zor görürüz. Sabır, her şeyin bir zamanının olduğunu kabul etmekle olur. Bir an önce hissedebilme mutluluğuna erişmek istediğimizde gerekli 'tutulma' süresini bekleyemez, sabır gösterememiş oluruz.

Sosyal mecralardan, televizyondan bizim dikkatimizi çeken verileri aslında bilinçsiz kabul etmekte aceleci gibiyiz. Oysa veriler henüz hamdır, içi boştur. Malumat yüklü hale geliyoruz.  Önümüze serilen her bir veriyi sağa/sola veya yukarı/aşağı kaydırarak malumat doluyoruz ve bir noktada malumatfuruş hale geliyoruz. Dolayısıyla bilinçsiz farkındalık bizi anlamdan yoksun bir halde bırakıyor. Örneğin, Filistin ve Türkistan'da yaşanılanları düşünelim. Sürekli olarak izlediğimiz video ile anlamsız, içi boş bir farkındalığa(yani bilinçsiz farkındalığa), bir sonraki adımda bizleri kayıtsızlığa sevk ediyor. Arka planı olmayan bir bilgi-seli ile bilinçli farkındalık sahibi olduğumuzu zannediyoruz. Ancak bilginin kaynağına doğru gittiğimizde bir 'başkası(veya başka şey)' bulmakta zorlanıyoruz.

Esasen bilinçli farkındalık en çok da kendimizi tanıma konusunda kritik rol oynuyor. Zihnen ve duygusal olarak kendi yaşantımızdaki akışı takip edecek kadar sabır veya "tutulma" becerisini gösteremiyoruz. Bu da bizi çoğu zaman dışarıda bir reçete aramaya sevk ediyor. Bilinçsiz farkındalık da burada oluşuyor. Aslında pasif farkındalık dış girdilere karşı dikkat göstermemizi ifade ediyor; oysa bilinçli farkındalık bu girdilere karşı içsel olarak, özgür bir şekilde dikkati yönlendirme meselesidir. Reçete değil, dönüşümü bizlere sunar bilinçli farkındalık. Kendi içimizde sürekli patinaj yaptığımız zihinsel olumsuz yönlerimize karşı sabır gösterip izleyebilirsek aslında bilinçli bir farkındalık ortaya koyarak kendimizi geliştirmeye doğru yol alabiliriz.

Velhasıl yavaşlamak, zihnimizi dinleyecek zamanı kendimize ayırıp hayatımıza bir bakış atmak gerek. Diğer türlü hiç anlamını bilmediğimiz gerçeklerin farkındaymışçasına yaşam sürdürmüş olacağız. Sabır göstermemiz gerek. Diğer türlü aklımızda kiracı gibi dönüp dolaşan huzursuzluklarımızdan kurtulamayacağız. Yaşamı ıskalamış olacağız.
İnsan mutlaka hüsrandadır. Ancak (...) sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.(Asr Suresi/2-3)


OTOMATİK VE VERİMLİ; EKSİK VE KEYİFSİZ(2)

 Birinci bölümde emek ile değer arasındaki bağı, bilişsel boşaltmanın beyni nasıl zayıflattığını ve süreçten çıkan insanın neyi kaybettiğini...