Bu yazıların en önemli ortak amacı, hükümden ziyade bizlere ahlaki erdemleri ve hayatımızı nasıl daha huzurlu, doğru şekilde yaşayabileceğimize dair Peygamberimizin yol göstericiliğini ortaya koymaktır. Bu sebeple kendim için hadis biriktirmiştim. Bu listedeki hadislerden derleme yapmaya çalışıyorum.
O zaman sözü fazla uzatmadan bugünki hadisimizi okuyalım:
"Allahın adıyla Onun adıyla (hareket edildiğinde) yerde ve gökte hiçbir şeyin zararı dokunmaz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." (Tirmizî, "De'avât",13)
Bu hadisin iki yönü varmış gibi gözüküyor. İlk yönü, Allah için bir eylemde bulunduğumuzda bizlere herhangi bir zararın gelmeyeceğini söylüyor. Allah'ı en hakiki dost ve yardımcı bellersek ve bu doğrultuda hareket edersek, O da dostluk gereği bizlere yardım eder(Muhammed/7) ve bizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarır(Bakara/257). Tıpkı şu Al-i İmran Suresinin 160. ayetindeki gibi
Eğer Allah size yardım ederse artık size galip gelecek kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O'ndan sonra size kim yardım edebilir ? Müminler yalnız Allah'a güvensinler.
Bedir savaşında olduğu gibi, Allah müminlere yardım ederse, kimse bizleri yenemeyecektir. Ancak ganimet avcılığına düşülen Uhud savaşında olduğu gibi, Allah'ın yardımı göz ardı edilince bir bozgun ile karşılaşmak olasıdır.
Şunu dosdoğru söyleyebiliriz: Allah'ın ipine sımsıkı sarıldığımızda, bizlere herhangi bir korku ve endişe yoktur. Sırtını Allah'a dayayan birini gerçekten de kim yenebilir ? 5 vakit kıldığımız namazlarımızın her rekatında "Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz." ayetini tekrar tekrar okuyan biz müslümanlardan daha güvende olan kim olabilir ? Almadan verenin tek Allah olduğunu bilirsek, daha cömert dosta biz müminlerden başka kim sahiptir ? Kim daha özgürdür Allah'a dost olduktan sonra ? Bunları unutmadan yaşarsak her türlü cefa ve sıkıntıdan Allah'ın yardımı ile çıkabileceğimizi bilir ve huzurlu bir yaşam sürebiliriz.
İkinci yönü ise, başımıza gelen şeylerin Allah'tan geldiğini bilirsek her durumu hayırlı kılabiliriz ve hayra da yorabiliriz. Bununla ilgili güzel bir rivayette şöyle der:
“Müminin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hali kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece müminde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir bela gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd 64)
Neden müminlere has bir durumdur diye soracak olursak muhtemelen önümüze "İman" cevabı çıkar. İman dediğimiz basitçe Allah ile ilişki içinde, Allah ile irtibatta olmaktır. Zor durumlar içerisindeyken bizi mutlu kılabilecek olandır. Sıkıntılar denizinde boğulurken sabredip suyun kendisini yukarı çekeceğini bilmektir. Aslında bu açıklamalara özet bir söz de söyleyebiliriz. Hayatı orta yolda yaşıyor olmak da İman'ın gereğidir. Bu sayede bu iç huzura ve sakinliğe kavuşabiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder