DASEIN'IN KAÇAMADIĞI ANLAR: ENDİŞE
Kaygıya benzermiş gibi görünen, bu nedenle bazı yorumlarda kaygı ile karıştırılan endişe (Angst) her şeyden önce bir anlıksal durumdur. Ameliyat boyunca endişe önemli bir belirti olarak ele alınacaktır, çünkü hergünlükte çoğunluk kapalı duran Dasein'ın açıldığı, örtüsüzleştiği, dünyevîliğinin kanıtlandığı ender durumdur. Her ne kadar Metafizik Nedir?' de endişe hiçi açık eden durum olarak tanımlansa da Varlık ve Zaman'da kendinden başka var olma yollarının arasında, onların eklemlenmesine yardım eden ve varlıkbilimsel sorgulamaya belli ara düzeylerde el veren anlıksal bir durumdur. Endişenin incelenmesi, bu belirtinin verileri bizi Dasein'in günlük ortalama yaşamda kaçıp durduğu şeyin ne olduğunu bulmaya götürecektir. Dasein' in aslında zaten-hep bildiği -var olmada zaten var sayılmış bir şeyi bilmezden geldiği iddiasını atar ortaya Heidegger. Burada yürütülen mantık bir şeyi görmezden/bilmezden gelmek için o şeyi görmüş olmak gerektiğidir. Metinde bu konuda yürütülen inceleme tam anlamı ile Dasein'in yorumsamayla köşeye sıkıştırılmasıdır. Endişe olgusu varlıkbilimsel düzeyde anlaşılabilirse, Dasein mevkiinde bu fenomenin anlamının ne olduğu bulunursa, Dasein'ın dünyeviliği (dünyayla yapışıklığı) üzerine önemli veriler elde edilecektir. Endişe, Dasein'ın önünden kaçıp durduğu şeyle yüzleşiverdiği, yüzleşmek zorunda kaldığı anda ortaya çıkan şeydir. Açık olan, bu kendisinden kaçılmakta olan şey anlaşılmadan, endişenin ne olduğu da anlaşılamayacaktır. Onun için Dasein "döndürülmeli", sırtını dönüp durduğu yöne çevrilmelidir. Kaçmayı bıraktığı, kaçamadığı ânı yakalamaktır. Yani, yorumsamaya uygun olarak endişenin ne olduğunu Dasein'ın kendi yorumundan dinlemeliyiz. Heidegger şöyle der: "Dasein, ancak esaslı bir varlıkbilimsel yolla kendi önüne, tüm örtüsüzlüğüyle getirildiğinde önünden kaçmakta olduğu şeyin önünden kaçabilir." Bu zor cümlenin anlamı şu olsa gerektir: Kaçıp durmaktan kaçmanın gerçekleştiği an bize Dasein mevkii hakkında varlıkbilimsel önemde bilgi verebilir, ki bu an endişe anıdır. Endişe kaçıp durmaktan kaçındığımız andır ve Dasein ancak sahici endişe durumunda yakalanabilir. Dasein mevkiinde bir şeylerin görmezden geliniyor olduğu aşikârdır Heidegger'e göre; çünkü görmezden gelineduran, görülüverdiği anda yaşanan şey son derece yoğun ve rahatsız edicidir.
Endişenin sıradan korkudan, nesnesi ve kökeni belli olan korkudan farkı Metafizik Nedir?'de daha etraflıca incelenmiştir: Sahici endişe bir şeyden, birilerinden, belli bir olasılıktan kaynaklanmaz, hiçten kaynaklanır. Sıradan korkuyu mümkün kılan, bir şeylerden kendimizi sakınmamızı olanaklı kılan aslında endişedir. Ya da: Genelde varlığımıza yönelik hiçten gelen sahici endişe her zaman vardır (doğrudan yüzleşmekten kaçıp dursak da) ve aslında bu endişe sayesinde dünyada kendimizi şundan bundan sakınırız. Peki, Varlık ve Zaman'da nedir endişenin kökeni? Çünkü bu eserde Heidegger 'hiç'ten pek söz etmez. Şöyle der: "Dolayısıyla, tehdit eden kendini belirli bir yönden, yakınlardan getirmez, zaten hep oradadır, fakat hiçbir yerdedir; yakındadır, soluğumuzu kesecek denli yakında, ama hiçbir yerdedir. Burada bir yerden gelme ile hiçbir yerden gelme arasındaki ayırım dünyevîliğe ilişkin bir ayırımdır: Sıradan korku, bildik dünyamızda bir yerlerden geldiği için (çığ düşer, yangın çıkar vs.) dünyevîliğimizi bozmadan onunla yüzleşebiliriz. Oysa hiçbir belirgin yerden kaynaklanmayan, dolayısıyla her yerden gelen tehdit -endişe- dünyamız içinde halledemeyeceğimiz bir tehdittir. Nesnelere iliştiremediğimiz, bir yerlere oturtamadığımız, usa vuramadığımız bir durumdur.
Doğu Batı Dergisi/6.Sayı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder