Kolomb'un Yumurtası
Bentham panoptikonunu Kolomb'un yumurtasıyla karşılaştırır. İnsanların içine kapatıldığı her tür disipline edici ortama uygun olduğunu ve sakinlerinin çok başarılı bir şekilde gözetlenmesini mümkün kıldığını söyler. Panoptikonunun toplumsal düzene dramatik bir etki yapacağına inanır: "Bu ilkenin adım adım yayılarak çok geniş bir kullanım yelpazesine kavuşması sonucu uygar toplumun çehresinde hiç hesaba katılmamış bir dram ortaya çıkmaya başlarsa ne derdiniz?"
Big Data da dijital kontrol toplumunda Bentham'ın panoptikonundan çok daha etkin bir Kolomb yumurtası mı olacak? Big Data gerçekten insan davranışını gözetlemekle kalmayıp onu psikopolitik bir yönlendirmeye tabi kılabilecek mi? Uygar toplumun çehresinde yine hiç hesaba katılmamış bir dram mı ortaya çıkıyor?
Big Data her halükarda son derece etkili bir kontrolü mümkün kılmaktadır. Amerikan Big Data şirketi Acxiom'un sloganı "size müşterilerinize 360 dereceden bakma imkanı sunuyoruz"dur. Dijital panoptikon gerçekten de sakinlerine 360 derecelik bir bakışı mümkün kılar. Bentham'ın panoptikonu görsel perspektife bağımlıdır. Burada kaçınılmaz olarak, tutukluların fark edilmeksizin gizli arzu ve düşünceleriyle meşgul olabileceği kör açılar mevcuttur.
Dijital gözetimin verimliliğinin nedeni ise perspektifsiz olmasıdır. Analog optiğin özelliği olan perspektif sınırlamasından kurtulmuştur. Dijital optik her bakış açısından gözetlemeyi mümkün kılar. Böylelikle de kör açıyı ortadan kaldırır. Perspektifli analog optiğin aksine ruha kadar iner bakışı.
Dataizm: Veriperverlik
David Brooks New York Times 'da bir veri devriminden söz ediyor. Duyurusu tıpkı Chris Anderson'ın The End of Theory'si gibi peygambervaridir. Yeni inancın adı "Dataizm"dir: "Günümüzde hangi felsefenin önem kazandığını soracak olursanız buna cevabım 'Dataizm'dir. Şimdi büyük miktarlarda veri toplama imkanımız var. Bu beceri ölçülebilecek her şeyin ölçülmesi gerektiği, verilerin duygusal ya da ideolojik önyargıları süzmemizi sağlayan şeffaf ve güvenilir bir mercek olduğu, verilerin bizi örneğin geleceği görmek gibi sıra dışı şeylere muktedir kıldığı şeklinde belli bir kültürel yaklaşımı da beraberinde getirir gibidir... Veri devrimi bize bugünü ve geleceği anlamak için harika bir araç sunar."
Dataizm ikinci bir Aydınlanma vurgusuyla ortaya çıkmıştır. Birinci Aydınlanma'da istatistiğin bilgiyi mitolojik içeriğinden kurtarabilecek kapasiteye sahip olduğu düşünülüyordu. Bu nedenle istatistik birinci Aydınlanma tarafından coşkulu bir şekilde karşılanmıştı. Voltaire istatistik sayesinde mitolojiden arınmış bir tarihin hayalini kuruyordu. Voltaire'in gözünde istatistik "tarihi yurttaş ve filozof olarak okumak isteyenler için merak duyulacak bir nesne"ydi. İstatistiğin yeniden değerlendirdiği şey tarih felsefesiydi: "İstatistiğin sayılan, Voltaire'in, sadece anlatı olarak var olan bütün tarihe karşı -bu nedenle her zaman mitolojinin sınırında gördüğü Eski Tarih'in öykülerine karşı-metodik güvensizliğini dile getirebileceği temeldir." İstatistik Voltaire için Aydınlanma demektir. Aydınlanma mitolojik anlatının karşısına nesnel, sayılarla temellendirilmiş, sayılarla işleyen bir bilgi koyar.
İkinci Aydınlanma'nın parolası ise şeffaflıktır. Veriler şeffaf bir ortamdır. New York Times'daki Dataizm'e ilişkin makalede yazıldığı gibi "şeffaf ve güvenilir bir mercek"tir. İkinci Aydınlanma'nın buyruğu "her şey veri ve enformasyon olmalıdır" şeklindedir. İkinci Aydınlanma'ya ruhunu veren şey bu veri totalitarizmi ya da veri fetişizmidir. Bütün ideolojileri geride bırakabileceğine inanan Dataizm bizzat bir ideolojidir. Dataizm dijital bir totalitarizme gider. İhtiyacımız olan şey, dijital Aydınlanma'nın köleliğe dönüştüğü konusunda bizi aydınlatacak üçüncü bir Aydınlanma'dır.
Big Data'nın bilgiyi öznel keyfilikten kurtarması beklenir. Buna göre sezgi bilginin daha yüksek bir biçimini temsil etmez. Sadece öznel, nesnel verilerin eksikliğini kapatmaya yarayan geçici bir çaredir. Karmaşık bir durum karşısında kör olduğu iddia edilir. Teori bile bir ideoloji olma şüphesi altında kalır. Yeterli veri mevcut olduğunda gereksiz hale gelecektir. İkinci Aydınlanma salt verilerle işleyen bilginin devridir. Chris Anderson peygambervari belagatıyla bunu şöyle dile getirir: "Linguistikten sosyolojiye, insan davranışına ilişkin teorilerin hepsi geçmişte kalmıştır. Taksonomiyi, ontolojiyi, hatta psikolojiyi de unutun. İnsanların yaptıklarını niye yaptıklarını kim söyleyebilir ki? Yaparlar işte, biz de eşi görülmemiş bir hassaslıkla bunu saptayabilir ve ölçebiliriz. Yeterli veri toplandığı zaman bizzat sayılar dile gelir."
Birinci Aydınlanma'nın ortamı akıldı. Ama akıl uğruna muhayyile, bedensellik ve arzu baskılanmıştı. Aydınlanma'nın meşum diyalektiği bunların barbarlığa dönüşmesine yol açar. Aynı diyalektik enformasyona, verilere ve şeffaflığa dayanan ikinci Aydınlanma'yı da tehdit eder. İkinci Aydınlanma yeni bir şiddet biçimi oluşturur. Aydınlanma'nın diyalektiği, mitleri yıkmak için ortaya çıkmış olan Aydınlanma'nın bizzat her adımında mitolojiye bulaştığını söyler: "Sahte açıklık mitin öteki adıdır." Adorno şeffaflığın da mitin öteki adı olduğunu, Dataizm'in sahte bir açıklık vaadinde bulunduğunu söylerdi. Aynı diyalektik, ideolojiye karşı çıkan ikinci Aydınlanma'nın da bir ideolojiye, hatta veri barbarlığına dönüşmesine yol açar.
Dataizmin dijital Dadaizm olduğunu görürüz. Dadaizm de her tür anlamlı bağlamdan feragat eder. Dil anlamdan tümüyle arındırılır: "Hayattaki olayların ne başı ne de sonu vardır. Her şey çok aptalca cereyan eder. Bu yüzden her şey aynıdır. Basitliğin adı Dada'dır." Dataizm nihilizmdir. Anlamdan bütünüyle vazgeçer. Veriler ve sayılar işlemseldir, anlatısal değil. Halbuki anlam anlatıya dayanır. Veriler anlam boşluğunu doldurur.
Sayılar ve veriler günümüzde sadece mutlaklaştırılmakla kalmaz ayrıca fetişleştirilir ve seksileştirilir. Örneğin Quantified Self -Nicelikleştirilmiş Benlik- neredeyse libidinöz bir enerjiyle gerçekleştirilir. Dataizm bir bütün olarak şehvetli, hatta pornografik özellikler kazanmaya başlar. Dataistler verilerle çiftleşir. Günümüzde "Dataseksüeller"den bahsediliyor. Bu kişilerin "insafsızca dijital" olduğu ve verileri "seksi" bulduğu söyleniyor. Digitus* giderek phallus'a yaklaşıyor.
Quantified Self: Nicelikleştirilmiş Benlik
Dijital çağın bütününe hayatın ölçülebilir ve nicelik olarak ifade edilebilir olduğu inancı hakimdir. Quantified Self de bu inancı destekler. Vücut, otomatik olarak veri kaydeden alıcılarla donatılır. Vücut sıcaklığı, kan şekeri, alınan ve tüketilen kalori miktarı, vücudun yağ oranı ölçülür, hareket profili çıkarılır. Meditasyon sırasındaki kalp atış hızı tespit edilir. Gevşeme anında bile performans ve verimlilik önemlidir. Bunların yanı sıra hissiyat, haletiruhiye ve gündelik faaliyetler de protokole geçer. Kendini ölçme ve kontrol etmenin bedensel ve zihinsel performansı artırması beklenir. Ancak bu esnada toplanan yığın halindeki veriler "Ben kimim?" sorusuna cevap vermez. Quantified Self de insanın kendisini bütün anlamdan arıtan dadaist bir kendilik tekniğidir. Kendilik, anlamdan yoksunluk haline gelene dek veriler şeklinde ufalanır.
Nicelikleştirilmiş Benlik'in sloganı "Self Knowledge through Numbers" dır - sayılar üzerinden kendini tanıma, bilme. Sadece veriler ve sayılardan, bunlar ne denli kapsamlı olursa olsun, kendini tanımaya varılamaz. Sayılar kendilik hakkında hiçbir şey anlatmaz. Sayma (Ziihlung) anlatma (Erziihlung) değildir. Halbuki kendilik dediğimiz şey varlığını anlatıya borçludur. Saymak değil, anlatmaktır kişinin kendini bulmasını ya da kendini tanımasını sağlayan.
Antikçağda rastladığımız kendine özen de kişinin kendine dair kayıt tutması pratiklerine bağlıdır. Publicatio sui (Tertullian)** kendine özen göstermenin önemli bir parçasıdır. "Kendine özen kültüründe yazmak da aynı derecede önemliydi. Kendine özenin en önemli pratikleri arasında, ileride tekrar okumak üzere, kendi hakkında kayıtlar tutmak; arkadaşlara, onlara yardımcı olması umulan deneme ve mektuplar yollamak; ihtiyaç duyduğu gerçekleri kendisi için tekrar gündeme getirmek amacıyla günlük tutmak vardı."
Publicatio sui hakikatin peşindedir. İnsanın kendisi hakkında tuttuğu notlar kendilik etiğine hizmet eder. Dataizm ise her tür selftracking'den*** ahlak ve hakikati boşaltır ve onu sadece bir kendini kontrol tekniğine dönüştürür. Toplanan veriler ayrıca yayımlanır ve değiş tokuş edilir. Böylelikle de kendini izleme giderek artan bir şekilde kendini gözetleme halini alır. Günümüz öznesi kendini sömüren bir kendilik girişimcisidir. Aynı zamanda kendinin gözetleyicisidir de. Kendini sömüren özne, içinde hem fail hem kurban durumunda olduğu bir çalışma kampı taşır yanında. Kendini ışıklandıran, kendini gözetleyen bir özne olarak, içinde hem mahkum hem gardiyan olduğu bir panoptikon taşır yanında. Dijitalleşmiş, ağa bağlanmış özne kendinin panoptikonudur. Böylelikle gözetleme işi tek tek herkese dağıtılmış olur.
Hayatın Tam Protokolü Bugün her tıklamamız, arama amacıyla girdiğimiz her kavram kayda geçirilir. İnternetteki her adımımız gözlenir ve kaydedilir. Hayatımız tümüyle dijital ağa yansır. Dijital genel görünümümüz kişiliğimiz, ruhumuz hakkında son derece doğru bir iz bırakır, belki de olduğumuzu sandığımız kendimizden daha doğru ya da daha eksiksiz bir iz.
Günümüzde mümkün İnternet adreslerinin sayısı neredeyse sınırsızdır. Bu da kullandığımız her nesneye bir adres verme imkanı sağlar. Bizzat şeyler aktif bir şekilde enformasyon yayar hale gelir. Hayatımız, yapıp ettiklerimiz, alışkanlıklarımız hakkında bilgi verirler. Şahısların internetinin, Web 2.0'ın, Şeylerin interneti, yani Web 3.0 haline gelecek şekilde genişletilmesi dijital kontrol toplumunun oluşumunu sonuçlandırır. Web 3.0 hayatın tümüyle protokole geçirilmesini mümkün hale getirir. Artık her gün kullandığımız nesneler tarafından da gözleniriz.
Dijital toplu hafızada mahkumuzdur adeta. Bentham'ın panoptikonundaysa verimli bir kayıt sistemi yoktu. Sadece uygulanan cezaların ve bunların nedenlerinin kayda geçirildiği bir "Disiplin Defteri" vardı. Mahkumların hayatı protokole geçirilmiyordu. Big Brother mahkumların gerçekten ne düşündüğünü, ne arzu ettiğini zaten bilemiyordu. Muhtemelen oldukça unutkan Big Brother'ın aksine Big Data hiçbir şeyi unutmaz. Sadece bundan ötürü bile dijital panoptikon Bentham'ınkinden daha verimlidir.
Big Data ve Data-Mining ABD seçimlerinde gerçekten de Kolomb'un yumurtası olduğunu gösterdi; bu şekilde adaylar seçmenlerin 360 derecelik görüntüsünü elde ettiler.**** Farklı kaynaklardan toplanan, hatta satın alınan devasa veri yığınları birbirine bağlanarak oldukça gerçekçi seçmen profilleri oluşturulabilir. Böylelikle seçmenlerin özel hayatına, hatta ruhuna göz atmak da mümkün olur. Seçmenlere kişiselleştirilmiş duyurularla hitap etmek ve onları etkilemek amacıyla micro-targetting***** kullanılır. İktidar mikrofiziğinin bir pratiği olarak mikro-hedefleme veri güdümlü bir psikopolitikadır. Zeki algoritmalar seçmen davranışı hakkında tahminde bulunmayı ve seçmenlere hitap etme biçimlerini optimize etmeyi mümkün kılar. Kişiselleştirilmiş hitaplar bu tarzdaki reklamlarla neredeyse aynıdır. Seçimlerle alışveriş, devletle pazar, yurttaşla tüketici giderek daha büyük bir benzerlik gösterir birbirine. Mikro-hedefleme psikopolitiğin genel pratiği haline gelmektedir.
Disiplin toplumunun biyopolitik pratiği olan nüfus sayımı demografik açıdan kullanılabilir ama topladığı malzeme psikolojik açıdan bir işe yaramaz. İnce bir şekilde ruha nüfuz etmeyi sağlamaz biyopolitik. Halbuki psikopolitik ruhsal süreçlere öngörücü bir şekilde nüfuz edebilecek durumdadır. Muhtemelen özgür iradeden hızlıdır. Böylelikle onu geçebilir. Ne var ki bu tam da özgürlüğün sonu anlamına gelecektir.
* Parmak. "Dijital" kelimesi bu kökten türetilmiştir. -ç.n.
** Kendini yayımlama. -ç.n.
*** Kendini izleme. -ç.n.
**** Data Mining: veri madenciliği. Veri yığınlarında istatistik vb. yöntemleri kullanarak düzenlilik gösteren örüntüler arama faaliyeti. -ç.n.
***** "Mikro ya da hassas, inceltilmiş hedefleme" diye çevrilebilecek bu kavram özellikle siyaset ve pazarlama alanında -bir kitlenin bütününe yönelik bir kampanyanın aksine- olabildiğince küçük bir gruba, hatta tek tek bireylere hitap etmeyi amaçlar. -ç.n.
Byung-Chul Han - Psikopolitika
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder