İNZİVA
Konuya girmeden önce şunu belirtmek istiyorum: Çoğumuzun sosyal mecralarda gördüğü ve sürekli gündemde olan bir mevzu var, din-bilim ilişkisi. Batıda ne varsa bizde de var görüşüne benzer şekilde, bilim neyi doğruluyorsa dinde de vardır diyerek söylemlerde bulunan hocalarımız var. Üstelik yapılan şey şu ki Kuran'da olan ayetler bir şekilde bilimsel olarak yorumlanıyor. Kanaatimce, bir eziklik hissinin vermiş olduğu durum bu. Böyle bir işin doğru olmadığını düşünüyorum. Haşa, Kuran'ı bilime vurur gibi bir durum söz konusuymuş gibi geliyor bana. Oysa olması gereken, bilimsel bilginin de göz ardı edilen gerçeklerini akılda tutarak(yanlışlanabilirlik vs.), bilimsel verileri ve bilgileri Kuran'a vurmaktır. Bu hususun göz önünde olması gerektiğini düşünüyorum.
Bunları niçin söyledim ? Çünkü konumuz olan inzivanın Hz. Muhammed'in hayatında ve varoluşçu psikoterapi uygulamalarındaki yerine dair bir şeyler söylemek istedim. Siyer okuyanlar bilir ki Peygamberimiz ilk vahiy gelmeden önce yoğun manevi işaretler yaşantılıyordu. Bunların artması ile birlikte tenha yerleri tercih etmeye başladı ve Nur dağındaki Hira mağarasında inzivaya çekilmeyi adet haline getirmişti. Ayrıca not düşmek isterim ki inzivaya çekilmek İsmailoğulları arasında gelenekleşmiş bir uygulamaydı ve her nesilde belirli bir süre insanlardan ve kendi dünyasından elini çekerek yalnızlığı tercih eden birkaç kişi bulunurdu. Bu yalnızlık, ne Eugenio Borgna'nın bahsettiği tecrit yalnızlığı, ne de herkesin birbirine benzemesinden dolayı etrafta kendisinden başka kimsenin olmadığı bir yalnızlık türü.
Peygamberimizin bu yaşantısından anladığım, inzivaya çekilmenin insanda manevi bilinci geliştirdiği ve farkındalığını arttırdığı. İnsanlardan bir müddet uzak kalmanın, dünya dertlerinden sıyrılmanın ne kadar önemli olduğunu bizlere söylüyor. İnsanlardan uzak kalmanın, insaniyetten uzak kalmamak için de olduğunu söyleyebilirim kanaatimce.
Varoluşçu psikoterapide ise inziva konusu şu şekilde işler: Her insanda varolmanın bazı getirileri vardır ve bunlar ile yüzleşmekten kaçınmak söz konusu olur veya bu getiriler ile yüzleşmekten kaynaklanan bazı çatışmalar vardır. Bu getiriler nelerdir ? Ölüm, Anlamsızlık, özgürlük(sorumluluk) ve yalıtım(tecrit yalnızlığı). (Detaylı bilgi edinmek isteyenler Irvin D. Yalom - Varoluşçu Psikoterapi kitabını okuyabilir.)
Peki bu çatışmaların içeriğini nasıl bilinç düzeyinde yaşayıp anlam verebiliriz ? Varoluşçu psikoterapiye göre bu işin en temel yöntemi, derin kişisel düşünmedir. Bu düşünme biçimi ile fazla düşünmenin(overthink dedikleri şeyin) hiçbir bağlantısı yoktur. Derin kişisel düşünme, yaratıcı ve öğretici bir düşünce biçimi iken, fazla düşünmenin herhangi bir getirisi olmadığı gibi, yalnızca, olmayan derdi dertmiş gibi gösterip insanın zihnini meşgul eder fikrimce. Derin kişisel düşünmenin prensipleri ise Peygamberimizin inzivaya çekiliş şekli ile isabetli olarak aynı şeyleri içerir; sessizlik, yalnızlık(tecrit şeklinde değil) ve gündelik oyalanmalardan arınmak. Irvin Yalom'un deyişi ile, kendimizi parantez içine alabilirsek ve dünyadaki durumumuzu, varlığımızı, sınırlarımızı ve olanaklarımızı derinlemesine düşünürsek, yaptıklarımızın nedenlerini(asıl nedenleri) bulabilirsek bahsi geçen getiriler ile yüz yüze geleceğizdir.
Sonuçta, Peygamberimizin yaşantısından öğrendiğimiz, batı dünyasının ise 18.yy'da anca farkedebildiği bir manevi gelişim yöntemi olarak inziva, bizleri kendimizden kurtararak yaşantımıza güzel yönler verir. Bu nedenle herkesin, kendisini yalıtabileceği ortamlar oluşturması gerektiğine inanıyorum.
Herkesin Hira'sını bulması ümidi ile.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder