11 Nisan 2024 Perşembe

HEDİYELEŞMEK

'İkramı kabul etmek de bir ikramdır' diye yazmıştım yakın zamanda. Ancak yazdıktan sonra birkaç kere daha bu konuda uygun olmadığını düşündüğüm tavırları tecrübe ettim. İşin ciddiyetinin farkına varılması gerektiğini düşünerek kendi çapımda bir şeyler yazmayı düşündüm. Bu yazı 'Hediyeleşmek' hakkında olacak.

Her işte olduğu gibi hediyeleşmenin de bir usülü ve incelikleri vardır. İncelik bizim için önemli bir meseledir, çünkü bir bakıma müslümanlık, ince insanlıktır. Bu incelik konusunda o zaman bizim için en iyi örnek Peygamberimiz olacaktır.

Hz.Ayşe'den kısa bir rivayet ile başlayalım:"Resulullah hediyeyi kabul eder ve karşılığında da hediye verirdi." Bu rivayette 'karşılığında hediye verme'yi esasen o da başkalarına hediye verirdi bağlamında okumak gerekir çünkü yiyecek gibi ikramların verildiği beyan edilen rivayetlerde bir karşılık verilmediği çokca görülmektedir. Neyse konuya geri dönecek olursak, bu rivayette vermek kadar almanın da bir erdem ve sünnet olduğunu gözümüzden kaçırmamalıyız.

Bir rivayete göre Peygamberimiz, karşılaştığı bir topluluğu İslam'a davet eder ancak bu kabile davete icabet etmez. Kabiledekiler süt ikram etmek ister ancak Peygamberimiz bir müşrikten hediye kabul edemeyeceğini beyan ederek onu bedeli karşılığında alır ve faydalanır.

Bu rivayetten en azından şunu anlamamız gerekir: Verilen hediyeyi kabul etmek karşıdakini sereflendirmektir. 

Bir diğer rivayet ise Peygamberimiz "Hediyeleşiniz, zira hediyeleşmek kalpteki kin ve nefreti yok eder." diye buyurmuştur ve bunu yine kendisinin hayatında çokça görüyoruz. Kendisine sütannelik yapan Ebu Leheb'in cariyesi Süheybe'ye ve diğer sütannesi Halime'ye sürekli ziyarette bulunmuş, hediye ve giyecek göndermiştir. Aradaki samimi duyguların sıcak kalmasını bu şekilde sağlamıştır.

Almak konusunda da yukarıda verdiğim süt örneğine paralel olarak müşrik bir kişiden(sonradan müslüman olmuştur) para karşılığı aldığı giyeceği giyer ve onun ile cuma için minbere çıkardı.

Kısacası Peygamberimiz, dinen uygun olmayan ve kendisinin hoşlanmadığı şeyler haricinde pek de hediye almamazlık yapmamıştır. Çünkü almak, verilene değer vermektir. Üstelik basit bir mantık ile verilenin alınması hem verene hem alana sevaptır. Bu ecri engellemek pek de uygun bir hareket değildir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

OTOMATİK VE VERİMLİ; EKSİK VE KEYİFSİZ(2)

 Birinci bölümde emek ile değer arasındaki bağı, bilişsel boşaltmanın beyni nasıl zayıflattığını ve süreçten çıkan insanın neyi kaybettiğini...