25 Mart 2024 Pazartesi

RAMAZAN GÜNLÜKLERİ 7(1)

Günlük hayatta en sık karşılaştığımız olgulardan biri sanırım gösteriştir. Gösteriş öyle hafife alınması gereken bir şey de değil esasen. Aklımda asılı olan bir hadis üzerine okumalar yapıp yazarken farkettim ki gösteriş bu meselenin içinde, hatta ta kendisi gibi görünüyor. Evet, konumuzun başlığı "Riya"; yani küçük şirk:
Mahmûd b. Lebîd'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizin adınıza en çok korktuğum şey küçük şirktir. Onun ne olduğu sorulduğunda, o riyâdır.» buyurmuştur.

 Yazının devamında aynı rivayetin farklı şeklini de buraya not etmem gerekecek. Çünkü Ayetlerde de Riya'nın kendisini göreceğiz.

"Riya dediğimiz şey nedir ?" diye sorduğumuzda karşımıza şöyle bir ifade çıkıyor: Saygınlık kazanma, çıkar sağlama gibi dünyevi amaçlarla kendisinde üstün özellikler bulunduğunu başkalarına inandıracak biçimde davranmak. Peki bunca davranışı başkalarına inandırması için, bir kişi neler yapabilir ? İlk olarak yaptıklarını dile getirmeyi söyleyebiliriz. İkinci olarak da davranışlarını göstermektir. 

Dediğimizi doğrular nitelikte elimizde bir veri var, o da Riya kelimesinin kök anlamının "görmek" olması. Demek ki riyayı biz "gösteriş çabası" olarak tanımlayabiliyoruz. 

Burada şunları da söylemeliyiz kanaatimce: Riya'nın işi şirk'e götürmesinde önemli hususlar vardır. Şirk, bildiğimiz gibi Allah'a ortak koşmaktır. Riya'da doğrudan Allah'a şirk koşulmasa dahi Allah için yapılacak olanı başkası için de(bir menfaat gözeterek, gösteriş amaçlı) yapmaktır. Bu, yapılan işin samimiyetini de götürür. Samimiyet kelimesinin anlamı, "bir şeyin en iç kısmı, özü" olarak tanımlanır. Şu hadis'i hatırlayalım hemen:

Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar."

 Bizim özümüz İslamdır. O halde, samimiyet dediğimizde aslında fıtrata dönüş, İslami yaşama dönüş ifade edilir. Bir işin samimiyeti yoksa, ihlası da yoktur diyebiliriz bu sebeple.

Şimdi konu ile ilgili çok gözönünde olmayan bazı rivayetleri burada değerlendirelim. İlk olarak:

İbnu Mesut(r.a.) bir adamın "Dün Bakara suresini okudum." dediğini duyunca "Ondan kazanacağın ecir işte budur." diyerek cevap verdi. 

 Burada, yapılan bir şeyin övülme amacı ile başkalarına anlatılmasının, yapılan samimi işe riya'nın karışabileceği bir örnek görüyoruz. Buna benzer, tahriç edilen bir başka rivayet de şöyledir:

Peygamber(s.a.v) bir adamın "Ömür boyu oruç tuttum." dediğini duyunca ona "Ne oruç tuttun ne de iftar ettin." der.

Bazı görüşlere göre adam yaptığı ameli anlattığı için Peygamberin böyle bir cevap verdiğini söyler, aynı yukarıdaki diğer örnek gibi. 

Bu rivayetler bize gösteriyor ki gösteriş yapmak birçok noktada sakıncalı. Üstelik şu ayet'i de hatırlayıp üzerine not düşmekte fayda var:

Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.  

Yapılan sadakaların gizliden yapılması nefs tezkiyesi için de büyük önem arzediyor. Çünkü kalbin riya ve gösterişten korunması gerekir. Samimiyeti koruduğumuz takdirde elbette açıktan vermek birçok bakımdan hayırlıdır.

Bolca ayet ve hadis örneği üzerinden bu konuya yoğunlaşmaya devam edelim. Bir diğer riya için önemli bir ayet de Bakara Suresi 264. Ayetidir:

Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. 

Ayete baktığımızda uyarı çok açıktır: Allah'ın verdiği malı insanlara gösteriş olsun diye harcayan, Allah'a inanmayan bu gibi kişilerin yaptığını Müslümanların da yapmaması gerektiğini söylüyor Rabbimiz. Ayette geçen kişiler mallarından infak ediyormuş gibi görünerek toplumdan münafık kimliklerini gizlemek istemektedir. Nisa Suresinin 38. Ayet'i de aynı konuya parmak basmaktadır. Üstelik bu ayetin Taberi tarafından yorumu şu hadis ışığında gerçekleştiriilmiştir:

"Kıyamet gününde insanların içinde ilk hesaba çekilecekler şu üç kişidir. Bunlardan biri de, kendisine zenginlik bahşettiği ve her türlü maldan kendisine verdiği kişidir. Bu kişi getirilecek. Allah ona verdiği nimetleri sayacak o da bunları hatırlayıp bilecektir. Bunun üzerine Allahü teâlâ "Bu nimetler için ne yaptın?" diye soracak. Kişi, "Nimetlerini, harcanmasını istediğin hiçbir yol bırakmayıp senin için nimetlerini o yollarda harcadım." diyecek. Allahü teâlâ ise "Yalan söylüyorsun. Sen bu harcamaları, "Bu adam cömert biridir." desinler diye yaptın. Nitekim sana öyle denmiştir." buyuracaktır. Sonra bu adam için emir verilir. Adam yüzüstü sürüklenerek cehennem ateşine atılır."

Namazlarımızda sıkça okuduğumuz Maun suresinde de Mealen şöyle bir ifade geçer: 

Vay haline! (Şöyle) namaz kılanların ki onlar namazlarından gafildirler. Hem de onlar, gösterişçidirler. 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

OTOMATİK VE VERİMLİ; EKSİK VE KEYİFSİZ(2)

 Birinci bölümde emek ile değer arasındaki bağı, bilişsel boşaltmanın beyni nasıl zayıflattığını ve süreçten çıkan insanın neyi kaybettiğini...