Egarr İbni Yesâr el-Müzenî’den -radıyallahu anh- rivayet edildiğine göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Allah’a tövbe edip ondan af dileyiniz. Zira ben ona günde yüz defa tövbe ederim.” (Müslim, Zikir 42. Ayrıca Ebû Dâvûd, Vitir 26; İbni Mâce, Edeb 57)
Arapça'da tevbe kelimesi, tevb kökünden gelmekte ve geri dönmek, dönüş yapmak gibi anlamlara gelmektedir. Aslında bu anlamlar çok önemli bir şeye açık bir şekilde parmak basar: Tövbe etmek, yalnızca yanlıştan dönmek anlamına gelmez; ayrıca asli konumumuza, övgüye layık olan insan durumuna ve nihai ifade ile fıtrat olan "islam olmaya" geri dönme anlamına da işaret eder.
Hatta bu bağlamda şu hadisi de burada nakletmek gerekir:
“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11).
Diyebiliriz ki İsmet Özel'in deyişiyle "Hata yapma payını" bize veren Rabbimiz, bize bu payı vererek bizleri meleklerden ayırmıştır. Çünkü melekler günah işleyemeyen varlıklardır.
Tövbe ile ilgili ayetler oldukça fazladır. Ancak kritik noktaya eğilebilmek için 2-3 tanesini örnek vermem yeterli olur diye düşünüyorum. Bunlardan ilki Bakara Suresinin 37. Ayeti olsun.
Adem, Rabbi'nden emirler aldı; onları yerine getirdi. Rabb'i de bunun üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz o tevbeleri daima kabul edendir, merhametli olandır.
Gerçekten de Kuran'ı okuduğumuzda gözümüze çarpacak en önemli şeylerden biri Allah'ın Rahman ve Rahim sıfatlarıdır. Yeri geldiğinde cehennem ateşi ile bizleri ikaz eden Rabbimiz, esasen bizleri rahmetine çekmek istemektedir kanaatimce. Bu ayette de "..tevbeleri daima kabul edendir." ifadesi gerektiği kadar açıktır. Ancak bir önceki cümleye dikkat etmek gerekir. Rabbimiz tevbesini bir durum üzerine kabul etmiştir. O da "Yürekten tövbe etmektir(Tahrim/8).
Tövbe etmenin en önemli dayanağı pişmanlık olsa gerek. Yoksa pişman olmadığımız bir şeyden nasıl geri döneceğiz ? Bununla ilgili Bakara/160, Al-i İmran/89, Nisa/17. ayetlere göz atmamız yeterlidir.
Tövbe ile ilgili hayatımda sık olmasa da rastladığım bir durum var. O da insanların tövbelerinin artık çok fazla günah işlemelerinden dolayı kabul edilmeyeceğine dair yanlış fikirdir. Oysa Allah buyuruyor ki:
"Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar." (Zümer, 39/53)
Rabbimiz umutsuzluğa kapılmamamız gerektiğini ve bütün günahları bağışlayacağını söylüyor. Üstelik şöyle bir rivayeti de bu konuda gözönüne almamız gerek:
Kötülük işlersen, hemen arkasından iyilik yap ki, o kötülüğü silip süpürsün. İnsanlarla güzel geçin!” (Tirmizî, Birr 55)
Şöyle de düşünebiliriz: bizi iyilik yapmaya teşvik edecek şeylerden biri de geçmiş günahlarımızın affını istemek. Hala nefes alıyorsak, hala Rabbimiz bizden ümitvar demektir. Ümitsiz olmak Allah'ın istemediği bir şeydir. Bu konuya dair son bir rivayet nakletmek istiyorum. Biraz duygusal yoğunluğu olan bir rivayet bu. Rivayete göre
Bir gün peygamberimiz, hasta ve ölmek üzere olan bir genci ziyareti esnasında ona sordu: “Kendini nasıl hissediyorsun?” O genç şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’tan ümidim var ama, günahlarımdan korkuyorum.” Bunun üzerine peygamberimiz şöyle buyurdu: “Bir kulun kalbinde “korku” ve “ümit” bir arada bulunuyorsa, Allah o kimseye ümit ettiği şeyi mutlaka verir ve korktuğu şeyden de emin kılar.”
Sözün özü, Allah'tan ümidi kesmeyerek, peygamberimiz kadar olmasa da her gün tövbe etmek bizi bir çok kötülükten alıkoyacaktır. Bu yazıyı da kısa bir dua ile bitirelim:
Allahım, bizleri çokça tövbe edenlerden, doğru yoluna ilettiğin kullarından eyle. Sen affedicisin; affetmeyi seversin, bizleri de affet, Amin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder