NEOLİBERAL PSİKOPOLİTİKA giderek daha incelikli sömürü biçimleri icat ediyor. Çok sayıdaki kendini yönetme atölyeleri, motivasyon artırıcı haftasonları, yaşam koçları, kişilik geliştirme seminerleri ve zihin antrenmanları kendini optimize etme ve verimliliği artırma konusunda sınır olmadığı vaadini dile getiriyor. Bunlar yalnızca çalışma saatlerini değil, bireyin tümünü, bütün dikkatini, hatta bizzat hayatını sömürme amaçlı neoliberal tahakküm teknikleri tarafından yönlendirilmektedir. Bu teknikler insanı keşfeder ve bizzat onu sömürünün nesnesi yapar.
Kendini optimize etmeyi talep eden neoliberal buyruk sadece sistem içerisinde kusursuz iş görmenin hizmetindedir. Verimlilik ve performansı artırmak için tıkanmalar, zayıflıklar ve hatalar tedaviyle giderilmelidir. Bu amaçla her şey ölçülebilir ve karşılaştırılabilir hale getirilerek pazarın mantığına teslim edilir. İyi bir hayat tasası değildir kendini optimize etme çabasının ardındaki. Bizzat sistemik zorlamalar, ölçülebilir pazar başarısıdır bunu zorunlu kılan. Egemenler çağı, nesne ve hizmetlerin gasp edilmesi ve bunlardan mahrum bırakma şeklinde çalışan insandan kaymak alma çağıdır. Egemenin iktidarı kendini tasarruf ve müdahale hakkı olarak gösterir. Disiplin toplumuysa üretime önem verir. Aktif endüstriyel değer üretimi çağıdır. Bu gerçek değer üretimi çağı artık sona ermiştir. Hatta günümüz finans kapitalizminde değerler radikal biçimde yok edilmektedir. Neoliberal rejim tükenme çağını başlatmıştır. Şimdi sömürülecek olan ruhtur. Bu yüzdendir ki bu yeni çağa depresyon ya da tükeniş (burnout) gibi ruhsal rahatsızlıklar eşlik ediyor.
Amerikan kişisel gelişim literatürünün sihirli formülü sağaltımdır (healing ). Bu kavram verimlilik ve performans uğruna her işlevsel zayıflığı, her zihinsel tıkanmayı tedaviyle gidermeyi amaçlayan kendini optimize etme faaliyetini tanımlar. Sistemin optimize edilmesiyle örtüşen bu kendini sürekli optimize ediş yıkıcıdır. Zihinsel çöküşe yol açar. Kendini mükemmelleştirmeye çalışmanın kendini tümüyle sömürme olduğu ortaya çıkar.
Neoliberal kendini optimize etme ideolojisi dini, hatta fanatik özellikler kazanmıştır. Yeni bir boyun eğme (Subjektivierung) biçimini temsil eder. Sürekli olarak "Ben" üzerinde çalışma Protestanlığın boyun eğdirme ve tahakküm tekniğini temsil eden, kendini gözleme ve kendini sınama pratiklerine benzer. Günahlar yerine olumsuz düşüncelerin peşine düşülür. "Ben" düşman olarak bir kez daha kendisiyle mücadeleye girer. Günümüzün evanjelik vaizleri menajer ve motivasyon antrenörü gibi hareket ederek sınırsız performans ve optimizasyonun yeni İncilini vaaz etmektedirler.
Kişi kendini olumluluğun diktasına tümüyle bırakamaz. Olumsuzluk yoksa hayat solarak "ölü varlığa" dönüşür. Hayatı canlı kılan tam da olumsuzluktur. Acı, deneyimin varlığı için gereklidir. Sadece olumlu duygulardan ve akış deneyimlerinden oluşan bir hayat insan hayatı değildir. İnsan ruhu derindeki gerilimini tam da olumsuzluğa borçludur: "Ruhun talihsizlik karşısında duyduğu ve gücünü geliştiren gerilim ... talihsizliğe katlanmak, talihsizlik karşısında sebat etmek, onu yorumlamak ve ondan bir şeyler çıkarmakta gösterdiği yaratıcılık ve cesaret, ayrıca ruha derinlik, sır, maske, tin, büyüklük olarak sunulmuş olan her şey bütün bunlar eziyetle, büyük eziyetin terbiyesiyle sunulmamış mıdır?"
Sınırsız optimizasyon talebi acının bile sömürülmesini buyurmaktadır. Amerikalı ünlü motivasyon antrenörü Anthony Robbins şöyle der: "Kendinize bir hedef koyduysanız CANI'ye* bağlanın. Bütün insanların hissettiği sürekli ve asla bitmeyen gelişmeye duyduğunuz isteği kabullenin. Hoşnutsuzluktan, geçici rahatsızlıkların yarattığı gerilimlerden kaynaklanan basınçtan güç doğar. Hayatınızda ihtiyaç duyduğunuz bu tür bir acıdır." Sadece optimizasyon amacıyla sömürülebilecek acıya izin vardır. Ancak olumluluğun şiddeti olumsuzluğun şiddeti kadar yıkıcıdır. 5 Neoliberal psikopolitika, bilinç endüstrisi aracılığıyla hiçbir şekilde olumluluk makinesi sayılamayacak olan insan ruhunu öldürür. Neoliberal rejimin öznesi kendini optimize etme buyruğuyla, sürekli olarak daha fazla performans gösterme baskısıyla harap olur. Tedavinin öldürme olduğu ortaya çıkar.
* Constant Never Ending Improvement: Sonsuz sürekli gelişme
Byung-Chul Han - Psikopolitika
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder