28 Aralık 2023 Perşembe

GÜNLÜK OKUMA PARÇASI 25

 Mutluluk mücadelesinde müşahede ettiğim en garip gözlemim, beni huzurlu kılmada yetersiz bulduğum şartları daha iyileriyle değiştirmek üzere çaba sarfederken elde ettiğim yeni şartların pek de umduğum gibi çıkmadığını fark edip, önceleri kötü diye adlandırdığım şartları tekrar aramış olmamdır. Üstelik ileriye dönük planlarınızda -ki bu daha fazla mutluluk getirecek diye yapılır- hesaba katmadığınız o bilinmeyenler dünyasından öyle bir müdahale olur ki, başka bir ifadeyle öyle bir felâketle karşılaşırsınız ki dünyanız başınıza yıkılır. Mutluluk artık ulaşılmaz bir hedef olur. Hayat katlanılması zor bir yük haline gelir. Bazen ferahlamak için geçmiş günler -o şikâyetçi olduğunuz günler- düşlenir, hayallerinizde tekrar canlandırılır ve böyle avutmalarla bir insan ömrü varacağı yere kadar varır.

Böyle trajik durumlarda insan gene insanlara başvurur. Biraz daha iyi bilen bilge insanlara. İsrailoğulları'ndan Eyüp peygamber gibi: Tüm servetini, oğullarını ve kızlarını kaybedince "Anamın bağrından çıplak geldim ve oraya çıplak döneceğim" diyerek aklını duygularına hakim kılmıştı. Gene bilge filozof Epiktetos gibi: "Bir şey elinden çıkınca onu kaybettim deme! Benden alındı de. Elinde ne kaldıysa onunla mutlu olmaya bak."

Tüm bunlardan anlaşılıyor ki, sahip olduğumuz varlık türü bize istediğimiz mutluluğu verememektedir.

DOĞU BATI DERGİSİ/SAYI 6

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

OTOMATİK VE VERİMLİ; EKSİK VE KEYİFSİZ(2)

 Birinci bölümde emek ile değer arasındaki bağı, bilişsel boşaltmanın beyni nasıl zayıflattığını ve süreçten çıkan insanın neyi kaybettiğini...