Nietzsche'nin güç kavramının, özellikle de" güç istenci" kavramının psikolojiye olan katkısı meselesine geldik. "Varoluşun neredeyse en büyük (near-most) esası" der Nietzsche, "güç istencidir." Akademik psikolojide Nietzsche'nin bu fikri sadece tanınmamakla kalmamış, güç kavramının ta kendisi bütünüyle baskılanmıştır. Elbette bazen "istenç" teriminin altında bahsi geçer ama "istenç" William James zamanından bu yana genelde göz ardı edilmiştir.
Gücün ve güç konusunun genelde baskılanmış olmasının son derece hüzün verici bir şey olduğuna inanıyorum. Bunun yerine başka terimler kullanma çabası bize çok şey söyler. Örneğin, "kontrol" kavramını ele alalım. Kontrol, güç yerine kullanılan bir ifadedir ve sizin üzerinizde güç kullanma hakkımı vurgular. Her şeyden önce güç sözcüğünü kullanmak daha açıklayıcı olurdu.
Bu kavramın gelişmesinde "gücün" anlamı nedir? "Güç istenci" ifadesi kendini gerçekleştirme demektir. Nietzsche ne tarafa baksa gördüğü zayıf, anemik Avrupa insanına yöneltiyordu itirazlarını. "Güç istenci" çürümüşlükten kaçınması ve kendisini varoluşuyla birlikte kuvvet ve bağlılık hissiyle olumlaması için insana çağrı yapar. "Güç istenci" her bireyin yapısında vardır, çünkü yaşamın ta kendisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Nietzsche, "Yaşam gördüğüm her yerde," der, "güç istencini de gördüm."
Nietzsche'nin "güç istenci" kavramı bireyin kendisini en geniş anlamıyla gerçekleştirmesi anlamını taşır. Bireyin, kendi özel varoluşunda, potansiyelini cesaretle gerçekleştirmesini gerektirir. Diğer varoluşçular gibi Nietzsche de saldırganlık ya da birinin üzerindeki güç gibi psikolojik terimleri, psikolojik özellikler ya da yetiler ya da basit davranış modelleri olarak kullanmamaktadır. Güç istenci daha ziyade ontolojik bir kategoridir; diğer deyişle, varoluşun ayrılmaz bir veçhesidir. Saldırganlığa veya rekabetçi çabaya ya da benzer bir mekanizmaya gönderme yapmaz. Sözkonusu olan, bireyin, varoluşunu ve potansiyelini kendi adına bir varlık olarak olumlamasıdır; Nietzsche'yi anlatırken Tillich'in dediği gibi, "bir birey olarak var olma cesaretedir. Nietzsche'de güç sözcüğü klasik potentia, dynamis anlamında kullanılır. Kaufmann, Nietzsche'nin inandıklarını kısa ve öz olarak şöyle anlatır:
"İnsana düşen ödev basittir: Artık varoluşunun 'düşüncesizce bir kaza' olmasına izin vermemelidir. Sadece Existenz sözcüğü değil, söz konusu bu düşüncenin kendisi, onu (bu makaleyi) bugün Existenzphilosophie diye anılan şeye özellikle yakın kılar. İnsanın temel meselesi, yaşamın bir başka kazadan ibaret olmasına izin vermemesi, gerçek bir 'varoluş'u başarmasıdır. Şen Bilim'de Nietzsche, benlik ve gerçek benlik arasındaki temel çelişkiyi ortaya çıkaran bir açıklamaya ulaşır: 'Vicdanın sana ne diyor? -Kimsen o olacaksın.' Nietzsche, sonuna kadar bu kavrayışa sahip çıkar ve son eserinin tam adı olan Ecce Homo, Wie man wird, was man ist kişinin neyse ona dönüşmesi hakkındadır."
Rollo May - Varoluşun Keşfi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder