Artık yürümeyi bile önümüze seçenek olarak koyuyorlar. Bir "yürüyüş ayakkabısı" alıp yürüyüş yapmak sınıfsal bir eylem haline geldi. Tabii ayakkabıları olmadan da yürüyemiyorlar. Bir gereklilik sunuluyor onlara ve onlar da seve seve tükete tükete yapıyorlar. Neyse ki yürümek değil de, temaşa etmek hala yalnızca insani bir eylem.
Yürümek bile performansın bir konusu oldu. Artık adım sayar hale geldik. Günde şu kadar adım atıp performansın devamını sonraki güne bırakıyoruz. Spor salonlarında önümüzdeki gri duvarlara bakıp olduğumuz yerde yürüyüş ve koşu performansı sergiliyoruz, üstelik para vererek! Dışarıda düşüncelere dalıp yürümek zor geliyor. Kulakta müzik, yüz ifadesi bitkin ne çok insan var dışarıda!
----------------------o-----------------------------------o------------------------------
"Konsantre olamadığımı hissediyorum ve bu yüzden kötü hissediyorum."
"Belki de depresyon, yaşayamadığımız hayat için tuttuğumuz yastır."
Yukarıda yazdığım alıntıları çoğaltmak mümkün. Depresyon dediğimiz insani durumun aslında çözümünü her zaman bir terapistte aramak gerekmez fikrimin destekleyicisi bu sözler. Bu kadar yaygın bir hastalığın, hatta salgının insani bir çok yanı var.
Canımız sıkılıyorsa illa kötü değilizdir. Belki de canımız yapamadıklarımıza sıkılıyordur. Belki de asıl kendimiz olmak için bize yalvaran iç sesimizin ruhsal reaksiyonudur. Biraz gayret edip düşünmek lazım, aktif düşünmek lazım.
----------------------o-----------------------------------o------------------------------
Bir müslüman olarak hayatın anlamını her zaman Allah rızası için yaşamak olarak tarif ederdim kendime. Ancak yakın zamanda şöyle bir düşünce serpildi: Zaten Allah'ın bize 'ol' demesi ile oluşumuz, doğrudan anlam katıyor. Yani biz "Olmak" ile anlamlıyız; oluşumuz anlamın ta kendisi.Bu yüzden böyle bi soruyu sormaya gerek yok diyebilirim en azından kendim için.
Bir ağacın yaprağını düşünelim misal olarak: Kendisi yeşeriyor ve sonrasında sararıp soluyor; yere düşüyor. Tüm anlamı bu oluşların toplamında. Biz de böyle olmalıyız. Anlamlı olabilmek adına oluşumuzu zedelememeliyiz. Krishnamurti'nin uyardığı gibi, bir şey olmaya çalışmamalıyız. Bu bizi hem öz(ü)gürlüğümüzden hem de kendimiz olmaktan alıkoyacaktır. Anlam diye önümüze koydukları seçenekleri, para kazanır gibi, yaparak toplayamayız. Anlam tamamen kendin olmakta, o içeriden gelen cılız sesi duyup dikkat kesilmekte,
Bazen ise anlamı güncellemek gerek. Neden mi? Hem silip tekrar yükleyerek yokluğunun aslında varlığı için ne kadar değerli olduğunu görelim diye hem de kendimiz her an değişirken koşullara göre tekrar üzerine düşünelim diye.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder