Öyle her zaman tarihe damga vurmuş şahsiyetlerin fikirlerini aşırı ciddiye almamak lazım. Bu sözüm batılı teknik düşünce mühendisleri için çok daha geçerli kendimce. Örnek bir şahsiyet olarak Descartes'i verebilirim. Bildiğim kadarıyla Descartesin en büyük çabası oluşturacağı felsefesini hiçbir varsayım içermeyen en temel yerden başlatmaktı. Bunun sonucunda "Kuşkulanıyorum(yani düşünüyorum), öyleyse varım." diye çokca duyduğumuz aforizmayı sunmuştur. İş nerede tuhaflaşıyor derseniz eğer, sonucuna delil olarak sunduğu sebep, daha en baştan sonucu için bir varsayım içeriyor. Daha anlaşılır şekilde söylemem gerekirse, "Kuşkulanıyorum" demek, daha en baştan kuşkulanan bir öznenin varlığını varsayar. Kuşkulanan kendisidir. Oysa ispatlamaya çalıştığı şey de kendi varlığıdır. Bu hatalı temellendirmeyi farketmek belki tarihin birikmiş bilgisinden kaynaklanıyor da olabilir, yoksa gerçekten de basit bir hata gibi duruyor bana.
Dipnot: Gilles Deleuze abimiz "Özne Problemi" olarak bu meseleye eğilmiş biri sanırım. İşin farklı boyutları da var.
Özetle; çok da şey etmemek lazım :)
----------------------o-----------------------------------o------------------------------
Düşünmek
Düşünmek üzerine düşünmek
Düşünmek üzerine düşünmek üzerine düşünmek
Düşünmek üzerine düşünmek üzerine düşünmek üzerine düşünmek
En aklına güvenen kaça kadar gidiyordur ?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder