Bilmem başkalarında da olur mu ama bende sık rastladığım bir durumdur bu. Okuyacağım kitaplar benimle bir şekilde konuşur. Genelde temkinli olmam için uyarırlar beni. Mesela, bir yolculuktayken "Hayır, sen otobüste beni okuyamazsın. Çünkü dikkatin dağılır. Ayrıca beni ele gösterme ki gözleri aramızı bozmasın." der. Evde dinlenirken "Sakın beni zaman öldürmek için okuma, beni okumak için zamanını öldür. Beni verimsiz topraklara gömersen değerim kalmaz; beni öyle bir göm ki tohum olup yeşereyim zihninde ve kalbinde." der.
Bazen bana olur olmadık zamanlarda öğütler verir. "Ben bir vesileyim. Beni değil konuyu oku. Bizi okuyup kendini bir şey sananlardan olma. Ucuz tuzaklara, popularizm'e yenik düşme. Amacın bizi okumuş olmak değil, önemli olan hayatında neleri değiştirdiğimiz. Nelere vesile olduğumuz. Cam arkasından okunan kitapların, kitabın kesiğini yememiş okurların anca obur olacağını, kendilerine zarar vermekten başka bir şey yapamayacağını unutma."
Okuma önerisi kısmında de alıntıladığım gibi, kitapları çağırmam zaten. Onlar beni çağırır genellikle. Okumadığım kitaplar ile de bu şekilde bir ilişki durumum olur. "Beni oku." derler. Artık zamanı gelmiştir. Bazıları ise çok çekingendir. Okuyunca zamanının geldiğini anlarım. Kitaplar adeta benim süt annelerimdir. Her yeni kitap beni etiyle sütüyle besler. Gün gelir kendileri gider ve gelecek süt annelerimin hakkını gereğince vermemi özellikle tembihlerler. Üzerimde hakları vardır. Tabii ki de onları dinlerim.
Belki bir gün ben de onlar gibi birilerine süt anne olabilmek umuduyla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder