İlk yazımın şükretmeye dair bir şeyler olmasını istiyorum. Bazı zamanlar, özellikle kendimle baş başa kaldığım zamanlar, şöyle birkaç adım geriden hayatıma bakmaya çalışırım ve görürüm ki ettiğim duaların bir çoğu kabul olmuş, o dualardan elde etmek istediğim güzellikler, bana acı ve tatlı olaylar içerisinden doğmuş. O yüzden elimizden geldiğince şükretmemiz gerektiğini söylemeliyim. Rabbimiz bizi en iyi bilen olduğu için, bizi en iyi şekilde yola sokacak olan da O'dur. Yaşadığımız onca keder ve acıya kalp gözü ile baktığımızda içerisinde kaçırdığımız/kaçırmadığımız onca nimet görebiliriz.
Bir çoğumuzun gündelik hayatta nasıl da şükretmeyi unuttuğunu size basit bir örnek ile izah edebilirim;
Gün içerisinde anlık bir durum için dua ederiz. Otobüs beklerken, acele bir durum söz konusu ise hemen gelmesini niyaz ederiz. Ardından bir bakmışız otobüs hemen gelmiş, ardından ağzımızdan şu sözün çıktığını görürüz: "Keşke başka bir şey dileseymişim." Oysa dilediğimiz yerine gelmiştir ancak doymak bilmez arzularımızı tekrar gün yüzüne çıkarırız.
Olduğumuz hale şükretmek yerine, her an iyisini(kendimizce tabii) diler, şükretmeden yaşar geçeriz. Oysa Hz. Ömer'in de dediği gibi
Başıma seveceğim bir şey gelebilir, sevmeyeceğim bir şey de. Ama hakkımda hayırlı olanın hangisi olduğunu bilmediğim için hiçbirisini önemsemem.’'
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder